Isparta Çözüm Gazetesi
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE BİZE ULAŞIN
KÜNYE

HABER ARA


Gelişmiş Arama

HU HU DİYE ZİKREDERLER KAİNATINDA ALLAH'IN..

Hilmi SİPAHİ

26 Nisan 2013, 10:24

Hilmi SİPAHİ

HU HU DİYE ZİKREDERLER KAİNATINDA ALLAH’IN..

 

Geçenlerde 5 yaşındaki torunumla bir röportaj yaptık, kendi çapımızda. Ben sordum o cevapladı; “En güzel anne kimin annesi, En iyi baba kimin babası, Öğretmenini seviyor musun?” gibi klasik sorular sordum. Şaşırmadığım klasik cevaplar aldım. Sıra “Hangi şarkıları biliyorsun?” faslına gelince Türk sanat musikisinin en çok bilinen (ve herhalde en fazla icra edilen ) şarkıları olan ‘Pencereme kuş kondu’ ile ‘Ali babanın bir çiftliği var’ cevabını aldım. ‘Alibaba’ şarkısını beraberce icra ettik. Torunum şarkının bildik nakaratlarını, (köpekler bölümünü hav.. hav, kediler kısmını miyav.. miyav, inekler kısmını da moo.. moo diyerek) gayet güzel icra etti.

Ancak şarkının sonuna yeni bir hayvan daha ekleyerek: “Alibabaaanın bir çiftliği var,  çiftliğinde Kelebekleri var..” dedi. Ben merakla Kelebeğin nasıl bir ses çıkaracağını beklemeye başladım. Küçük torunum ise ses çıkarmadı, sadece minik kolları ile kanat çırpışları yapmaya başladı. Ben şaşırdım,

-“ Kelebekler nasıl bağırır?” diye sıkıştırdım. Cevabı tam bir çocukça idi, sade ve katı gerçek:

- ” Kelebeklerin sesi olmaz ki dede, kanat çırparlar

Torunumun bu hatırlatması ile zaman zaman kendime sorduğum:

-“Kelebek gibi hayvanlar bu dünyada ne işe yarar ki? Allah’ın (c.c) bunları yaratmasında ki hikmeti ne ki? ” sorunun cevabını almıştım.

Öyle ya, her canlı kendi dilinde Allah’ı(CC) tesbih ediyor:“ Göklerde ve yerde bulunanlarla dizi dizi kuşların Allah'ı tesbih ettiklerini görmez misin? Her biri kendi duasını ve tesbihini bilmiştir." (Nûr:41).

Hatta Cuma suresinin ilk ayetinde de yüce Allah(CC): “ Göklerde ve yerde olanların tümü, Melik; Kuddüs; Aziz; Hâkim olan Allah’ı tesbih eder.” Diyerek canlı cansız tüm yaratılmışları bu zikir halkasına dâhil ediyordu.

Kelebeklerin sesi, Kâinat çiftliğinde, kanat çırpmak ve güzelliklerini sergilemekti.

Biz duysak ta, duymasak ta..

Kelebek kanat çırparak ve süsünü göstererek, solucan, yılan kırkayak sürünerek görevlerini ifa ederek, kuşlar şakıyarak, inekler Moo’layıp süt vererek, ağaçlar yaprakları ile açtıkları çiçekler ve meyveleri ile Allah’ı (CC) tesbih ediyor onu yüceliyorlardı.

Allah(CC) tesbih etmek, onu zikretmek sadece bildik kelimelerle mi, dil ile mi olur?

Yoksa yaratılış fıtratı üzere olmak, ne için yaratıldı ise onu kusursuz yapmak bir tesbih, bir zikir olamaz mı?

Kelebekler, aslanlar, balıklar, çiçekler ve ağaçlar, su, hava, dağ, taş Allah’ın (c.c) verdiği görevi eksiksiz yapıyor ötülmesi gereken yerde ötülüyor, karpuz olması gereken karpuz oluyorsa, o yaratılan şey görevini eksiksiz yapıyor ve tesbihini, zikrini tamamlıyor demektir.

Büyük âlim ve mutasavvıf Prof. Dr. Esat Coşan (Rh.a) 1997 yılında Almanya’da yaptığı bir sohbette şöyle diyor : “Her şey eksiksiz; ağaç, yaprak, çiçek, katre, zerre, toprak, molekül, atom, böcek, çiçek, meyve, maden, su, hava, melek, cin... Her şey. Her şey tesbih ediyor, ‘Subhanallah’ diyor.Pekiyi, biz Allah'a nasıl tesbih ediyoruz?.. ‘Sübhàne rabbiyel-azîm.’ diyoruz, ‘Sübhàne rabbiyel-a'lâ.’ diyoruz,  ‘Subhanallah.’ diyoruz.”

“Onlar nasıl diyor?.. Anlayamıyoruz ki, aletlerimiz ölçemiyor, ayarlayamıyoruz. Yâni şu toprak nasıl ‘Sübhànallah’ diyor, onu duyamıyoruz. Şu hava nasıl ‘Sübhànallah’ diyor, onu duyamıyoruz. Şu kuş nasıl ‘Sübhànallah’ diyor?.. Belki cik cik demesi Sübhànallah ‘tır. Onun sesi çıktığından anlıyoruz da, sesi çıkmayanı anlayamıyoruz. Yâni havanın tesbihi nasıl, taşın tesbihi nasıl, onu anlayamıyoruz…”

Hac suresi, 18 ayette Yaradan’ımız (CC) diyor ki: “Görmedin mi ki şüphesiz, göklerde ve yerde olanlar, güneş ay, yıldızlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğu Allah'a secde etmektedir..”

Güneş, ay gibi gezegenlerin secdeleri, tesbihatları, ibadetleri elbette ki görevlerini eksiksiz yapmalarıdır.

 Peki, sadece bu mu? Görevlerini ifa etmek mi? Duyulan sesleri yok mu?

Gökbilimci Prof. Dr. Ethem DERMAN bir yazısında şöyle diyor:

“….hepimiz biliyoruz ki, ses boşlukta yol alamaz, yani Ay’da iki arkadaş oturarak (olmaz ya neyse…) karşılıklı birbirleri ile konuşmaya çalışsa biri diğerini duyamaz. Çünkü ses havanın titreşimi ile iletilir. Ama başta ışık olmak üzere elektromanyetik dalgalar boşlukta bir noktadan diğerine kolaylıkla iletilir.… Tayfçeker adlı gökbilimin en önemli gözlem aleti ile bir gökcisminin gönderdiği ışığı dalga boylarına ayırabiliriz….Gelen ışığın dalga boyunu frekansa çevirmiş fakat bu frekans insanların hatta köpeklerin dahi duyamayacağı kadar çok yüksek olduğundan 1.75 trilyon kez küçültmüş.”

Özetle deniliyor ki, her gezegenin kendine özgü ışığı varmış ve bu ışıkların dönüşümü ile elde edilen kulaklarımızın duymadığı bir sesi varmış.

Eğer bu sesleri dinlerseniz bunların yavaş devirli sesler gibi iniltili ve kalın ağır bir tınlama olduğunu duyarsınız..

Milyarlarca yıllık bir gezegen ömründe, bizim zaman değerlerimizin ne kıymeti var?

Şairin dediği gibi, “onun için mikroskobik bir zaman, benim için on senesi ömrümün..”

 Bu nedenle, acaba diyorum;  gezegenlerin sesi, bir “A” harfi için bir-kaç milyar yıl geçmesi gereken yavaş devirli bir ses mi?... Belki bu sesi milyarlarca yıl geriden başlatıp ve milyonlarca hızlı devirle çalarsak gerçek sesi, tesbihatı, zikri duyabiliriz.

Sonuç olarak, bütün kainat bir çiftlikse ve bu çiftlik yüce Allah(CC) tarafından yönetiliyorsa, “yarattıkları Hu, Hu diye tesbih çekerler, Kainatında Allah’ın,!” nakaratını, (duysak ta  duymasak ta)  rahatlıkla söyleyebiliriz..

Nankör insan ise, ‘kulakları var duymaz’ esasına göre bu Hu’ları da duyamaz ve maalesef nasipsiz kalır.

Allah(CC) bizleri, nasipsiz kılmasın. Âmin.

Hayırlı cumalar..

 

Bu haber 3040 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

SPORTİF DİKDÖRTGEN, TECELLİ ETMİŞKEN.19 Eylül 2017