Isparta Çözüm Gazetesi
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE BİZE ULAŞIN
KÜNYE

HABER ARA


Gelişmiş Arama

GELATİN, ARTIK GELME!

Hilmi SİPAHİ

19 Nisan 2013, 12:35

Hilmi SİPAHİ

GELATİN, ARTIK GELME!

Vefa denince aklımıza kısaca ‘Bağlılık’ gelir. Ama hatırlayın ki Vefa, aynı zamanda İstanbul’da bir semtin adıdır da. Fatih, Süleymaniye ve Şehzadebaşı arasındaki bu semt, bozası ile ünlüdür. Semte adını veren ve bu semtte türbesi bulunan ‘Ebul Vefa’ hazretleri, Fatih Sultan Mehmet döneminde yaşamış ve Fatih’in saygı gösterdiği bir Allah dostudur.

Kendi döneminde dürüstlüğü ve doğruluğu ile tanınan ve halk tarafından sevilen bu büyük şahsiyete bugün, Vefa semtinin esnafı ona dua etmeden dükkânını açmaz.

Bir gün Ebul Vefa hazretlerine hizmetçisi gelir ve oğlunu şikâyet eder. Vefa hazretlerinin oğlu, su kırbalarını taşıma esnasında çuvaldız ile delmektedir. Bunu sürekli yapmaktadır ve bu altıncı ya da yedinci kırbadır.  Ebul Vefa çocuğunun bu hareketine anlam veremez.  Hizmetçisini gönderdikten sonra hanımını çağırır ve olayı anlatır; “Çocuğumuzun bunu yapmasına sebep ne olabilir? Biz nerede bir hata yaptık? Haram lokma mı yedirdik?” diyerek bir öz eleştiri ister. İkisi de kendilerini sorumlu hissettiklerinden “Ne yaptık ta bu oğlan böyle oldu?” sorusu üzerine bir gün boyunca düşünürler.

Ertesi günün akşamı Ebul Vefa hazretlerinin Hanımı, eski bir olayı hatırlar ve Vefa hazretine anlatır:

-“ Ben bu çocuğa hamile iken misafirliğe gitmiştim. Masada nar vardı. Canım çok istediği halde ev sahibinden isteyemedim. Ev sahibi hanım odadan çıkınca gizlice elimdeki tığı nara batırıp çektim ve tığın ucundaki nar suyunu yaladım” der. Vefa hazretleri hemen o komşu kadını bulmasını ve helallik istemesini söyler.

Bu menkıbeye benzer başka menkıbeler, hikâyeler duymuş olmalısınız. Bu menkıbeler ile ‘Haram lokmanın’ yol açtığı ya da açabileceği afetlere dikkat çekilmek istenir.

Bir haram lokmanın vücuttan 40 günde çıkacağı ve haram lokma yiyenin de ibadetlerinden tat alamayacağını birçoğumuz biliriz. Ve çoğunlukla da haram lokma yememeye dikkat ederiz.

Ancak günümüz de ‘takva ehlinin’ bile kaçamayacağı, ya da farkına varmadan harama bulaşabileceği bir yaşam sürmekteyiz. Haramın izini sürmek ve ondan kaçınmak artık eskisi kadar kolay ve kısa değil. Haram, karmaşık ve uzun bir süreç ten sonra soframıza gelmektedir.

Biz Müslümanlar,  sadece yiyeceklerimizin sağlığa zararlı olup olmamasına değil, ayrıca helal dairesi içinde olup olmadığına da dikkat etmeliyiz..

Yazımızın konusu ; ‘Gelatin’ .

Namı diğer, ‘JELATİN’. Etiketteki adı da E441.

Doğal kıvam arttırıcı olan bu madde, Hayvani kökenlidir ve Sağlığa zararlıdır.

Birçok yiyecek ürünlerinde katkı maddesi olarak zorunlu olarak kullanılmaktadır.

Jelatin, domuz, sığır ve bitkisel olarak elde edilmektedir. İlahiyatçılar, Sığırdan ya da bitkisel olarak elde edilenden üretilmiş jelatinleri kullanmamızda bir sakınca olmadığını belirtiyor.

Son günlerde ‘Helal sertifikası’  etiketleri kullanılmakta. Bunlar çeşitli kurumlar tarafından firmalara veriliyor. Son günlerde ‘ Helal sertifikalı’ ürünlerde de helal olmayan katkı maddeleri ne rastlandığını duyuyoruz.

Pek çok pastacılık ürünlerinde, yoğurtta, dondurmacılıkta, eritilmiş peynir ve kaşar üretiminde, margarinde, et ve salam, sosis, sucuk, jambon gibi et ürünlerinde,  jelibon,  karamela gibi şekerleme ve tatlılarda, meyve sularında, meyve ve sebzelerin sırlanmasında, çikletlerde kullanıldığı gibi ilaç yapımında, kapsül, film tablet yapımında, kan verme ürünlerinde, krem, losyon, şampuan, parfüm gibi cilt ve saç kozmetik ürünlerinde kullanılmaktadır.

Her gün kullandığımız bu yiyeceklerin bir kısmının etiketlerinde jelatin ismini görebiliriz. Bir kısmında ise bilinçli olarak yazılmamaktadır. Yazılsa bile, 70 milyon insanın ne kadarı, bu minnacık yazılmış ve bilmediğimiz Latin kelimelerle doldurulmuş yazıları okuyup anlayabilir?

Jelatinin domuzdan üretilip üretilmediğinin izini, takva ehli Hüseyin dede ile ‘sesini bile namahremden saklamaya özen gösteren’ Ayşe teyze nasıl sürebilir?

Hak dinin sahipleri olarak helal ve haram noktasında neden titiz değiliz?

Yahudiler için helal sertifikası ‘Kosher’ (Koşer)dir.”Amerika’daki Yahudiler” adlı bir TV programında, Museviler, yeni taşındıkları bir eve girerken, buhar püskürten bir cihazla kullandığı tezgâh, çanak, çömlek, kap-kacak ne varsa koşer şirketine tütsü ettiriyordu. Programcı “ Kosherin niçin gerekli olduğu” nu sorduğunda biz Müslümanların da inandığı şu cümleyi söylemişti: “Dinde her şey sorgulanmaz, Allah öyle buyurduysa bu bizim menfaatimiz içindir, sorgusuz sualsiz uymakla yükümlüyüz.”

Yahudilerin bu hassasiyetlerinin, bizim hassasiyetimizden daha fazla olması sizin canınızı sıkmıyor mu?

Sade vatandaş olarak bizler, gösterebildiğimiz kadar hassasiyet göstermeliyiz.

Tamam, bu bize düşen kişisel görev.

Ancak halkının ‘yüzdedoksandokuzu’ Müslüman olan ülkenin dinle diyanetle ilgili müesseseleri bu konu ile ilgili halkı haramdan koruma adına ne yapmaktadırlar?

Müftülükler, halkı bu konu ile bilinçlendirme yapmakta mıdır? Yapıyorsa hangi sıklıkta yapmaktadır? Özellikle okumuş/okumamış ev hanımlarına bu konuda nasıl yardımcı olmaktadır?

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, firmaların jelatin kullanıp kullanmadığını, kullanıyorsa etiketlerde açıkça beyan edilip edilmediğini, jelatinlerin hangi ülkede ve hangi hayvandan üretildiğini v.s. takip eden bir birimi var mı? Varsa halka duyuruluyor mu?

Yahudi ürünlerinin listesini açıklayan tüketici dernekleri, sakıncalı jelatin kullanan ürünlerin listesini de yapacaklar mı?

Yahudi malının bir kısmını kullanmak haram olmadığı halde ticari açıdan hassas davranan birimler, her lokması haram olarak boğazımıza giren bu yiyecekleri denetlememek ve halka duyurmamak sureti ile sorumluluk altına girdiklerinin farkındalar mı?

Hayırlı cumalar..

 

Bu haber 1130 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

SPORTİF DİKDÖRTGEN, TECELLİ ETMİŞKEN.19 Eylül 2017