Isparta Çözüm Gazetesi
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE BİZE ULAŞIN
KÜNYE

HABER ARA


Gelişmiş Arama

İŞTE BU VAHİM BİR DURUM

Hilmi SİPAHİ

28 Haziran 2013, 12:13

Hilmi SİPAHİ

Artık gündelik alışkanlıklarımız içinde yer alan ‘Taksim Gezi Parkı’ haberleri, yerini başka haberlerle yer değiştirmeye başlıyor.

 Gündemden kalkmak üzere.

Bu bir müjde olması gerekirken, normal hayata dönmenin sevincini içimizde duymamız gerekirken neden acaba aklımızın bir köşesinde ‘ bir dahaki ne zaman ve nasıl?’ sorusunu taşıyoruz, sıkıntıyla?

Yoksa gezi parkının birincisini mi atlattık? İkincileri, üçüncüleri Allah (CC) Korusun, raflarda sıralarını mı bekliyorlar?

Bu bir ön yoklama, refleksleri test miydi? Hükümetin tepkisini, gardını görmek miydi amaç?

Bunun bir uluslararası operasyon olduğunu sadece hükümet yanlıları mı görüyor, “Çapulcular” bunu farkında değil mi? Eğer,

a)      Farkındalar ise, neden bile bile ‘ulusalcıyız’ diyenler başka ulusların oyununa düşüyor (iyi niyetli, işinde gücünde sade vatandaşlar için söylüyorum)

b)      Farkında değil iseler, dünyanın diğer ucunda ki bir ülkede, aynı zaman diliminde ve-nerede ise- birebir benzer senaryonun farklı uyduruk gerekçe ile ‘Brezilya Gezi Parkı olaylarını’ düşünmüyorlar mı? Bu kadar iri, kaba ve belirgin bir oyunu anlayamayacak kadar “Çapulcular” sahiden de çapulcu mu?

Aynı anda iki devlette ‘Huzursuzluk ve iktidarı devirme operasyon düğmesine’ basanlar gelişi güzel iki devlet mi seçti, yoksa bu iki devletin ortak paydalarımı var? (ki, olduğunu çapulcular da dâhil her kesim biliyor.)

Geçen günlerde, gazete ve TV’lerden gördüğümüz Taksim’e yolumuz düştü ve ‘Duran adamları’ görmek için Taksim’e gittim.  Duran adamları göremedim zira duran adamların yerinde 2-3 nöbetçi ‘Yatan Genç’ler vardı. Önlerinde 3-5 karton parçası ve o kartonlara yazılmış bildik ‘Tayyip git’ isteği ve içinde 10 ve 25 Krş.’luk paralar olan ‘Kutuya biraz para koy, devrime katkın olsun’ kutusu..

Ortalık ‘sakin’ diyemiyorum ama ‘sakin gibiydi.

Hükümet gezi parkının mesajını anlamaya çalışıyor. İlk anladıkları mesaj gezi parkını yeniden düzenlemek olmuş. Yani artık kimse gezi parkına ‘GIK’ diyemeyecek; Çocuk parkı yapılmış, 50 adet ekstra oturma üniteleri konmuş. Çiçek düzenlemeleri yapılmış.

Ancak olaylara katılan “Çapulcuların” her birinin gönüllerindeki gerçek ‘Gezi parkları’ da ele alınacak mı? Yani tabak tencere protestolarına katılan (art niyetleri bir kenara koyarsak) ev kadınlarının sıkıntıları, öğrencilerin, gençlerin, emeklilerin, memurların sıkıntıları, onların ‘gezi parkları’ da düzenlenecek mi?

Son on yılda gerçekten devrim sayılabilecek işler yapan AKP hükümetine teşekkür ederiz. Hayal bile edemediklerimizin birçoğunu gerçekleştirdi. Bunları saymama gerek yok, ‘ehl-i vicdan’lar takdir etmektedir, 3. köprü, 3. Hava alanı, nükleer santrali projesi güzel işler: Ekonomik anlamda Pastayı büyütmüştür. Ergenekon gibi yapılanmalar, Kürt sorununun barışçıl çözüm süreci gibi demokratikleşme hareketleri asla küçümsenemez.

Ama şu soru hep beni rahatsız etti:

 Neden Türkiye insanı bir parmak şaklatmakla harekete geçti: çalmadan oynamaya başladı?

 Neden Türkiye insanı AKP’den ve onun taraftarlarından bu kadar rahatsız? Neden 'mesele sadece gezi parkı değil arkadaş’ mesajı bir karşılık buluyor?

Almanya’da İngiltere’de, ABD’de daha büyük nedenlerle çıkan ‘nümayişler  neden böylesi uzun ve tahripkâr olmuyor?

Dış mihrakların fitili ateşlediğini kabul ediyorum ama kendi öz vatandaşlarımızın buna olumlu yanıt vermesini anlamaya çalışıyorum, bunun için bir empati yapıyorum ve diyorum ki nefsime, ”Senin taksim gezi parkın ne? Eğer sen gösterilere katılsaydın, tencere tabak çalsaydın gerekçen ne olurdu? Öz şikâyetim, bencil şikâyetim, hükümetin ihmal ettiği kişisel rahatsızlığım ne olurdu?”

Bir emekli olarak her halde benim şikayetim; Emeklilerin pastadan iyice uzaklaşması, pastaya ulaşmayı bırak görmek için bile hoplamaya-zıplamaya başlaması, kendilerine üstün emeklilik hakları veren ‘ vekillerimizin’ vekaletini aldıkları vatandaşların emekli ücretlerine şaşı bakması olurdu. Bu nedenle de ya gider 1-2 saat duran adam olurdum yada 1-2 saat boş tencereleri tıngırdatırdım..

Ülkenin kıymetli sosyologları var. TV’lerde derinlemesine yorumlar yapıyorlar. Çözüm üretmeye çalışıyorlar. Bence empati yapsınlar.

AKP’nin de olayı masaya yatırdığını biliyoruz. Eğer bilimsel, ,insancıl ve tarafsız bir şekilde masaya yatmış bu kadavraya otopsi yapılırsa dıştan gelen virüslerin yanında kadavranın bir insana ait olduğunu da göreceklerdir. Bu sorunun bir insani yanı olduğu göz ardı edilmemelidir.

Hükümete düşen de, insanlarımızı suçlamak yerine her bir kesim adına empati yapmasıdır.

Kısaca laik kesim, kendisini dışlanmış olarak algılıyor. Kendisinin ihmal edildiğini algılıyor. Artık o kadar şerbetlenmişler ki, başbakanın “çapulcular” deyimine bile kızmıyorlar, alınganlık göstermiyorlar; İşte bu vahim bir durum.

Bilinen bir fıkra ile yazıya son vereceğim:

Padişah her sıkıştığında yeni bir vergi getirir ve muhbirlerini halkın arasına sokarak “vatandaş bu vergiye ne gibi bir tepki koyuyor?” araştırması yaptırırmış. Muhbirler padişaha:

-” Efendim, size ana avrat düz gidiyorlar” deyince ikinci bir vergiyi gündeme getirirmiş. Muhbirlerin her defasında “Size diş biliyorlar.. Size küfrediyorlar.. Ölmüş atalarınızı sinkafla yâd ediyorlar” dedikçe yeni bir vergi gündeme gelirmiş.

Bir gün Muhbirler son verginin raporunu,

-” Padişahım, halk vergiden etkilenmedi, her kes gülüyor, vergiyi gırgıra alıyor, şıkıdım şıkıdım oynuyorlar”  diye getirince padişah:

-“ Tamam, verginin son haddine gelmişiz,. Artık vergilere bir müddet ara verelim. İşte bu vahim bir durum.” demiş.

 

 

dr. a”.. ”ben prof. dr. b” …

Bu haber 1197 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

SPORTİF DİKDÖRTGEN, TECELLİ ETMİŞKEN.19 Eylül 2017