Isparta Çözüm Gazetesi
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE BİZE ULAŞIN
KÜNYE

HABER ARA


Gelişmiş Arama

BİR BİLMECEM VAR ÇOCUKLAR..

Hilmi SİPAHİ

19 Haziran 2013, 11:05

Hilmi SİPAHİ

Çocukluğumuzun en bildik ve sevildik bilmecesi idi:

Biz biz idik,

Otuz iki kız idik

Ezildik, büzüldük

Bir duvara dizildik..

Bu bilmecenin cevabı 28 Mayıs 2013 tarihine kadar bildiğiniz gibi DİŞ idi. O tarihten sonra birçok şeyin değiştiği gibi bu bilmecenin de cevabı maalesef değişti. Ezilip büzülen ve duvara dizilen artık otuz iki kız BİZ’dik.

Evet, bizler ezildik, büzüldük ve bir duvara dizildik. Doğru. Ve şimdi de duvar dibinde infaza başladık. “Bakımsız, düzensiz, dolgularla ayakta tutulan bu 32 dişin sinir uçlarına şimdi  kimler dokunuyor?” ,” infazı kimler yapıyor?” un cevabı yine aynı özne: BİZ..

Biz eskiden böyle miydik sorusuna maalesef “Hayır” diyemiyoruz..

Osmanlı tarihi neredeyse bizim ‘Harakiri’ hikâyelerimizden oluşuyor; Osmanlı’ya vurulan en büyük darbeler, sarsıntılar savaş meydanlarında olmadı. Otuzu geçkin toplumsal sarsıntı yaşandı. Her sarsıntının imparatorluk surlarında açtığı yarıklar, düşmanın attığı güllelerden daha fazla  ve daha büyüktü. Aşağıda isyanların bir listesini göreceksiniz:

 “1830 Yezidi İsyanı-30 Mayıs 1876 Darbesi-31 Mart İsyanı-Alemdar Vakası-Arabi Paşa Ayaklanması-Babanzade Abdurrahman Paşa İsyanı-Babanzade Ahmet Paşa İsyanı-Bulgar İsyanları-Bâb-ı Âli Baskını-Canberdi Gazali İsyanı-Doğu isyanları listesi-Düzmece Mustafa İsyanı-Edirne Vakası-Patrona Halil İsyanı-Kabakçı Mustafa İsyanı-Kalender Çelebi İsyanı-Mir Muhammed İsyanı-Sırp İsyanları-Vaka-i Vakvakiye-Yenibahçe Ayaklanması-Yeniçeri İsyanı (1525)-Yunan İsyanı-Çırağan Baskını-İkinci Karadağ Harekâtı-Şahkulu İsyanı”

Cumhuriyetimiz de devraldığı bu harakiri bayrağını yücelerde tutmayı bildi(!): 27 Mayıs-12 Mart-12 Eylül-28 Şubat.v.s.. Şimdi bu tarihlere yeni bir tarih daha eklendi: 28 Mayıs 2013.

Hatırlayınız, yeni krizimiz şu haberle başlamıştı:

“İstanbul Taksim Meydanı’ndaki yayalaştırma çalışmaları kapsamında Gezi Parkı’nın Elmadağ yönüne bakan duvarı, önceki gece iş makineleri ile yıkıldı.

Asırlık 5 ağaç da yerinden sökülerek taşındı. Yıkım, sosyal medyada duyulunca 50 kişi, sabaha kadar nöbet tuttu. Gündüz ise protestoculara polis biber gazı sıkarak müdahale etti. BDP Milletvekili Sırrı Süreyya Önder iş makinesinin önüne geçince çalışmaya son verildi. Eski Kültür Bakanı Ertuğrul Günay ise Twitter’dan, “Fethin yıldönümünde AVM yapmak için 75 yıllık ağaçları kesmeye kalkanlar, ne Fatih Sultan’ı anlamışlar, ne de Yaradan’ın emrini!” mesajını attı.

Polislerin eylemcilere biber gazı sıkmaması gerektiğini ifade eden BDP’li Önder, “Yıkım ruhsatsız ve kanun dışı, çalışmaya izin vermeyeceğiz. Gerekirse ağaçlara çıkacağız.” diye konuştu. Eski CHP Genel Başkan Yardımcısı Gülseren Onanç da eylemcilere destek olmak için alandaydı. Onanç, “Bu ağaçları çocuklarımıza bırakmak zorundayız. 30-40 yılda ancak yetişen ağaçlar katlediliyor. Taksim Gezi Parkı’na herkes sahip çıkmalı.” dedi.”

Bu haberden bir  Patrona Halil isyanı nasıl çıkar?” diye şaşırmayın, bizler dedelerimizden elbette geri kalacak değiliz. Eğlence olsun diye gittiğimiz bir futbol maçından nasıl katiller, cesetler çıkarabiliyorsak, masum ve haklı bir çevre duyarlılığından toplumsal bir faciayı da genetik olarak kolaylıkla çıkarabiliyoruz.

Anlayışsız, öngörüsüz, uzlaşma bilmez, dediğim dedikçi toplumumuza böylesine küçük damlacıklar, tufan olarak geri döndü.

Günlerdir TV’leri izliyoruz. Geç saatlere kadar tüm bilge-akil-yazar-yazmaz kişiler fikirlerini beyan ediyorlar, çözüm üretmeye, tarafsız kalmaya çalışıyorlar ancak en tarafsız geçinen kişiler bile konuşmalarının bir yerlerinde tarafını belli den mutlaka bir “ama..fakat” kelimesini cümle içinde kullanmaktan kendini alamıyor. Tarafsız kalmak mümkün değil gibi görünüyor.

Bir kısmı “Gençlik” ten bahsediyor: ”Gençlik böyle istiyor..” diyorlar. Oysa benim etrafımdaki gençlik onun dediklerini istemiyor. Başka şeyler istiyor. Yani “Tek bir gençlik” yok! FB taraftarları “yönetim istifa” dediği zaman bütün futbol takımlarının taraftarlarını mı temsil etmiş oluyor?

“Gençlik böyle istiyor” kelimesi yerine “ bir kısım gençlik” denmesi daha doğru olmaz mı?

Bir kısmı da, ergenlik krizleri içindeki 3-5 gencin başlattığı bu olayların büyümesine anlam veremiyor. Anlam vermeye de gerek yok, eğer bir kısım insanlar bazı şeylerden rahatsız ise onların sorunları sayıya ya da kimliklerine bakarak reddedilmemeli. PKK illeti küçümsendi. “3-5 macera perest Kürtler” dendi ve bu gün ülkemizin maddi -manevi en büyük problemi oldu. Kimin sorunu varsa ciddiye alınmalı. Örneğin bir köprünün ismi sorunluysa, her kesimin kabulleneceği bir ismi konmalı. Damlayan musluk tamir edilmeli ve “son damla” sendromu yaşanmamalı..

Evet, gezi parkı olayları Türkiye’ye pahalıya patlamıştır. Ama doğrusunu kabul etmek gerekir ki, kafasını kuma gömmüş iktidarından muhalefetine birçok kesime de “kendilerini çağımıza göre güncellemeleri” mesajlarını vermiştir.

Dua edelim bu maliyetin olumlu bir karşılığı olsun.

Artık dünya toplumu aynı kirli sulardan besleniyor, yönlendiriliyor. Facebook, Twitter gibi kaynaklardan beslenen insanlar, daha vahşi, anlayışsız, saygısız, şımarık ve çalmadan oynamaya hazır gruplara ayrışıyor.

Sonuç olarak; ayrık dişler istemiyoruz. Bir duvara dizi dizi dizilmiş bembeyaz dişler olmayı hedefleyelim; Bir çürük demek, uykusuz gecelere merhaba demektir.

Artık huzurla uyuyalım..

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber 1033 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

SPORTİF DİKDÖRTGEN, TECELLİ ETMİŞKEN.19 Eylül 2017