Isparta Çözüm Gazetesi
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE BİZE ULAŞIN
KÜNYE

HABER ARA


Gelişmiş Arama

AŞKIIM, HADİ GEL.. PİSİ..PİSİ..

Hilmi SİPAHİ

24 Mayıs 2013, 17:28

Hilmi SİPAHİ

Hâkim kadına şikâyetini sormuş, kadın ‘Aşkının’ kendisini sık sık dövdüğünü söylemiş. Aşkı itiraz etmiş ve kadını yalanlamış:

-“ Hayır, asla hâkim bey ben Aşkımı dövmüyorum, sadece mendilimle bir-iki fiske vuruyorum”.

Hâkim kadına “ Kocan sana mendili ile vurduğu için mi geldin be kadın!” diye söylenince, kadın:

-“ Hakim bey Aşkım burnunu eliyle sildiği için mendil dediği yumruklarıdır..” diye cevap vermiş.

Sizi de sıkıyor mu bilmiyorum ama ben artık duydukça yüzümü ekşiterek dinliyorum şu yalanı:

-“Aşkıım, hadi gel.. pisi..pisi..”.

‘k’ kelimesi artık o kadar dile, dilden de yere düştü, içi boşaltıldı ki artık her yerde ve herkesin ağzında, gerekli ve gereksiz, ”Aşkım..” sözü cümlelerin başına konuyor:

“Aşkııım, çorba hazır.. Aşkııım üşütürsün..Aşkııım, hadi bi ötüver  maviş kuşum..aşkııım, gel pisi pisi..Tek aşkım Cim-Bom!!”

Kediye, köpeğe, kurda, kuşa, börtüye, böceğe , amcaya, teyzeye, tanıdık kim varsa ve hatta tuttuğu takıma velhasıl önüne  gelen herkese “Aşkım” demek, anlamı ağır olan bu kelimenin içini boşaltarak hafifletmiyor mu?

Benim yaşımda olanlar bu kelimeyi eşlerine bile ulu orta söylemeyi uygun bulmazlardı. Çok özel, özelin de özeli bir kelimeydi “aşk!”.

“Aşkım”, sesli söylenebilecek bir kelime değildi. O, ya kalpten söylenir, ya da kulağa fısıldanırdı. Otobüste, kahvehanelerde, ana- babanın yanında söylemek bu günlerde popüler oldu.

Sevmek ile “Aşk” karıştırılmazdı, zira âşık olmanın bedeli vardı. Bu bedeli bilenler kendine kolay kolay “Âşık” dedirtmezdi.

Aşık Yunus, Aşık Veysel, Aşık Mahsuni olmanın kolay olmadığını hatırlayalım lütfen..

Sizi bilmem ama konu komşuya, eşe dosta “Aşkıım” demek beni cidden rahatsız ediyor, gerçek âşıklara saygısızlık olarak görüyorum.

Feridüddin Attar’ın ‘Kuş Dili’ (Mantıku’t-Tayr) kitabında bununla ilgili yeteri kadar kıssalar var, bunlardan bir tanesini aşağıya alıyorum:

“Zengin bir kadın, bir şerbetçi çocuğa tutunmuştu. Aşkının şiddetinden kara sevdalara düşmüştü kadın, halka rezil olmuştu. Bu uğurda evini barkını bile terk etti. Ne kadar malı varsa satıyor, parasıyla çocuktan şerbet içmeye koşuyordu. Sonunda hiçbir şey kalmamıştı elinde ama aşkı yüz kat fazlalaşmıştı. Hayır-hasenat sahiplerinin verdiği ekmekleri bile götürüp satıyor eline geçeni yine şerbete harcıyordu.

  Eski bir dost ona dedi ki: “Ey perişan olmuş, işi gücü dağılmış kadın; Aşk nedir? Anlatsana biraz.” dedi.

Kadın, eski dostuna “Yüzlerce dolusu malın mülkün olsa, hepsini bir kâse şerbete satmana aşk derler.” diye cevap verdi.”

Aynı yazarın “İlahiname” adlı eserinde şehzadeye aşık olan ve sonunda padişah tarafından saçları atlara bağlanarak paramparça edilme cezası alan bir kadının hikayesinin son bölümünde şöyle bir konuşma geçer:

” Bir asker, kadının saçlarını atın ayağına bağlamak üzere koşunca zavallı kadın, padişahın huzuruna koşup muradını istemeye başladı. Dedi ki:

-“ Mademki beni horlukla öldüreceksin, bir dileğim var bari onu yerine getir.” Padişah:

-“Eğer canını bağışlamamı istiyorsan nafile.. Çünkü zaten canına kastetmişim senin. Yok, saçımdan sürükleme diyecekse ahdettim, kanını atların ayağına dökeceğim. Hayır, bu da değil bir zaman için olsun bana aman ver diyeceksen bu da mümkün değil. Sana bir an bile aman vermem. O da değil de şehzadeyle bir müddetcik beraber kalmayı diliyorsan imkânsız. Artık onun yüzünü göremezsin..” dedi..

Kadın dedi ki:

-“Hayır, canımı bağışlamanı istemiyorum, bir an için bile mühlet istemiyorum. Ey her yaptığı iyi ve yârinde olan padişahım! Beni baş aşağı atların ayakları altında öldürme de demiyorum. Ey âlemin padişahı! Müsaade edersen söyleyeyim, benim bu dört hacetten başka bir hacetim var. Muradım, o hacetimin giderilmesidir o kadar..” padişah,

-“ Peki, söyle bakalım nedir hacetin?”. Kadın de ki:

-“..padişahım senden isteğim şu: beni onun atının ayağına bağlat. Mademki at ayağı altında ezileceğim, bari onun atı beni öldürsün. Çünkü ben o ay yüzlünün yolunda ölürsem daima bu yolun dirisi olurum. Evet, sevgilim tarafından öldürülürsem aşk nuru ile yücelere çıkarım ben. Gönlüm kan kesildi, sanki hiç canım yok! Böyle bir zamanda öldürülmeye layık olan benim gibi bir kadının şu muradın veriver. Bu, zaten pek ehemmiyetsiz bir şey..”

Padişah bu söz karşısında kadını affetti.

Mevlana hazretlerine ait olduğu söylenen aşk tariflerinde de:

“Diyorsun ki! Âşık oldum, “Yalan”… Aşk ile yanmadan gelme kapıma… Diyorsun ki: Yanıyorum, tamam ama “kül” olmadan gelme kapıma…”

“Yağmurların da ıslandığı bir yağmur vardır adı AŞK…

“Ateşlerin de yanıp kül olduğu bir ateş vardır adı AŞK…

“Kelebekleri intihara sürükleyen yıldızları da kaydıran aslında AŞK… Gölgelerin gölgede kaldığı bir durumdur, sırların sır verdiği bir haldir AŞK… Ve aslında AŞKIN DA ÂŞIK olduğu bir AŞK vardır… İLAHİ AŞK…”

Aşk iki kişiliktir, üçüncüsü aşkı sulandırır. Bununla ilgili İbrahim Ethem hazretleri ne ait bir menkıbe vardır:

“İbrahim Ethem hazretleri Kâbe’de oğluyla karşılaşır. O oğul ki yıllar önce tahtı, tacı, yâri, yaranı terk ettiği zamandan beri görmediği bir evlattır. Baba oğul sarılırlar. Bu öyle bir baba oğul sarılmasıdır ki, onları İbrahim Ethem hazretlerinin kulağına gelen şu fısıltı ayırabilir; ” Ya İbrahim! Bir kalpte iki sevgi olmaz!”. Bu ilham ile kendine gelen İbrahim, “ Ya rabbi senin sevgini engelleyecek bir sevgiyi benden al!” der ve oğlu ayakları dibine yığılır.

Yukarıdaki hikâyelerdeki AŞK ile bizim anlam kaydırdığımız, içini boşalttığımız Aşk’ın arasında ne gibi bir benzerlik olabilir, 3 harfli olmalarından başka?

Kediniz, balığınız, takımınız, ya da sevdiğiniz için servetinizi, ömrünüzü bir kâse şerbete satacak mısınız? Ya da Sevdiğiniz için Atlar tarafından parçalanmaya ne dersiniz?

Cevabınız “Hayır!” ise lütfen ONA-BUNA “Aşkııım!” diye söylenip durmayın.

Hayırlı cumalar..

 

 

 

 

 

 

Bu haber 1151 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

SPORTİF DİKDÖRTGEN, TECELLİ ETMİŞKEN.19 Eylül 2017