301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Haber Detayı
22 Nisan 2019 - Pazartesi 11:36 Bu haber 123 kez okundu
 
“Sağlıkta şiddet sona ersin diyoruz”
Türk Sağlık Sen Isparta Şube Başkanı Mümtaz Kamil Durak, sağlıkta yaşanan şiddeti önlenmesi gerektiğini belirterek, “Sağlık çalışanlarının şiddetin en aza indirilmesi adına bekledikleri bu düzenlemeler hayata geçirilmelidir.
Sağlık Haberi


Bu konuda artık ciddi adımlar atılmalıdır. Sabrımız kalmamıştır.  Güvenli çalışma sağlık çalışanlarının hakkıdır” dedi. Türk Sağlık Sen Isparta Şube Başkanı Mümtaz Kamil Durak,  sağlıkta yaşanan şiddeti önlenmesi gerektiğini söyledi. Durak, yazılı olarak Şehitler Haftası Sağlıkta Şiddet Açıklaması yaparak şunları söyledi:

“Sağlıkta şiddeti önlemek adına zaman zaman suni müdahaleler yapılıyor. Yapılan müdahaleler yeterli olmuyor. Sağlıkta şiddetin tarihine baktığımızda Cumhuriyetimizin kuruluşundan 2002 yılına kadar yalnızca bir doktor şiddete kurban gitmiş. 2002 yılından günümüze geldiğimizde 15 e yakın sağlıkta şiddet olaylarında doktor ve sağlık personeli hayatını kaybetti. Siyasiler popülist söylemlerden vazgeçerek reel konulara değinmeliler.

Meclis Komisyonuna gelen sağlıkta şiddetin önlenmesi önerilerine baktığımızda yalnızca bir madde ile adeta geçiştirilmiştir. Ambulansların kurşunlandığı, doktorların bıçaklandığı, sağlık çalışanlarının darp edildiği, hastanelerin gruplar halinde basıldığı ve amirlerin sürekli olarak mobingi arttırdığı şiddet ile kararlı ve caydırıcı tedbirler ile mücadele edilmelidir. Türk Sağlık Sen olarak şiddet uygulayanların tutuklu yargılanmasını talep etmemize karşılık ilgili değişiklikte şiddet uygulayanın yalnızca savcılığa sevk edilmesi eklenmiştir. Bu durum ise şiddeti çözüm yöntemi olarak benimseyen ve sağlık çalışanını darp ederek işinin görüleceğini düşünen hastalıklı zihniyet için caydırıcı olmayacaktır. Sağlık çalışanları ise can kurtarmak için çalışırken hayatlarından endişe duyarak hizmet vermektedirler.

Sağlık çalışanlarına şiddet uygulayan kişiler tutuklu yargılanmalıdır.

• Sağlıkta şiddet sadece kamu görevlisini darp olmaktan çıkarılarak, kamu hizmetini engelleme, vatandaşın sağlık hakkını kullanmayı engelleme ve bunun sonucunda insan hayatının riske atılması gibi suçların da cezası olmalıdır.

• Sağlık çalışanlarına şiddet uygulayanların acil hizmetler haricindeki kamu sağlık hizmetlerinden belli bir süre bedel ödeyerek yararlanması ile ilgili de bir düzenleme yapılmalıdır. Bu kişiler sağlık hizmetlerinden yararlanmak için ceplerinden para ödemelidir

• Sağlıkta şiddetin arttığı bilhassa Avrupa ülkelerinde uygulanarak olumlu sonuçlar alındığı gibi, sağlık hizmeti veren birim ve yerlerin hiçbir ayrım gözetmeksizin “Sıfır Toleranslı Alan” ilan edilerek bu alan dâhilinde gerçekleşen herhangi bir suçun cezasının hiçbir şekilde hafifletilmemesi ya da para cezasına çevrilmemelidir.

 Sağlık çalışanlarının şiddetin en aza indirilmesi adına bekledikleri bu düzenlemeler hayata geçirilmelidir. Bu konuda artık ciddi adımlar atılmalıdır. Güvenli çalışma alanları sağlık çalışanlarının hakkıdır. Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımladığı gibi “Şiddet bir halk sağlığı sorunudur”. Bu sorunun çözüme kavuşması için daha kaç tane sağlık çalışanı arkadaşımızı kaybetmemiz gerekiyor?

Türkiye’de sağlık çalışanlarının maruz kaldığı şiddetin önlenmesi için gerekenlerin yapılmadığı ve sağlık çalışanlarına şiddetin adeta meşru gösterilmeye çalışıldığı ve bunun yanında şiddet uygulayanların mağdur gibi kamuoyuna sunulduğu bir tuhaf dönem yaşanmaktadır.

Suç işleyenin masum gibi gösterilerek, asıl masumlar nedeniyle mağduriyetler oluştuğuna dair bir algı ve hassasiyet ortaya çıkarmak son derece tehlikelidir.

Beyaz kod veren açığa alınıp, doktoru kaldırım taşıyla darp edenlerin mazlum olduğu ilan edilirse sağlıkta şiddetin bırakın önlenmeyi bizzat devlet ve kamuoyu tarafından teşvik edilmesi gibi bir durum ortaya çıkmaktadır.

Meseleleri gerçekliğinden kopartıp dramatize ederek topluma sunmak yanlıştır. Bunda hem devlet hem medya hem de vatandaşlarımız hassas olmalıdır. Herkesi sosyal medya ile yorumculuğa ve haberciliğe adım attığı şu çağda sağlık çalışanlarının kimsenin keyfine kurban ettirmeyiz.  Gündemde bir konu var bizde müdahil olalım tarzındaki yaklaşımlarla sağlık çalışanlarına yanlış yapılmasına müsaade etmeyeceğiz.

Hukuka göre yapılan her işleme eyvallah deriz. Lakin hukukun terk edilerek keyfe ve kamuoyu istiyor diye yapılan her işleme dur diyeceğiz. 

17 Nisan 2012 yani bundan tam 7 yıl önce sağlık çalışanları için kapkara bir gün yaşandı. Gaziantep’te sendikamız üyesi, milletine hizmet için gecesini gündüzüne katan Doktorumuz Ersin Arslan hasta yakını tarafından katledildi.

 İzmir, Yunus Emre Aile Sağlığı Merkezi’nde görevli doktorumuzdan usulsüz reçete yazması talep edilmiş, yazmadığı için 9-10 kişilik grubun saldırısına uğramıştır. Bu çirkin olayı kınamak maksadı ile Türkiye genelinde 3 Nisan 2019 da 1 günlük iş bırakma eylemi gerçekleştirildi

Şanlıurfa’da doktorun kafasını kaldırım taşı  ile kıran kişinin hapse girmiştir. Bu neden ile 11 kişilik ailenin mağdur olduğu haberleri yapılmıştır.

Giresun’da eşine ilaç yazdırma talebinin aile hekimi tarafından reddedilmesi üzerine aile hekimiyle tartışan ve aile hekimin beyaz kod vermesi üzerine polis tarafından yapılan müdahalede 82 yaşındaki vatandaşımız hayatını kaybettiği olayda faturanın anlamsız bir şekilde aile hekimine de çıkarılması bardağı taşıran son damla olmuştur. Bu üzücü olayda Aile hekimin açığa alınmasına kamuoyunda geniş yer verilerek sanki toplumsal vicdan aile hekiminin açığa alınması ile tamir ediliyormuş gibi bir hava oluşturulmuştur. Devletinin aile hekiminin sadece mevzuatı uyguladığı için yapılan açığa alma işlemi neyin nesidir? Devletin kendisine çizdiği sınırlarda görevini yerine getirip hastayı görmeden ilaç yazmadığı ve bunun sonucunda yaşanan olaylar nedeniyle beyaz kod verdiği için mi suçludur.

Diyarbakır'ın Kulp İlçesi Toplum Sağlığı Merkezi'nde çalışan Dr. Abdullah Biroğul (28) Diyarbakır'daki evine giderken Kulp-Lice Karayolu'nda bir grup PKK'lının yolu yaylım ateşi sonucu hayatını kaybetti.

Erzurum dan UMKE personeli olan paramedik Burak Tatar Zeytindalı Harekatı kapsamında sağlık hizmeti sunumu için Afrin e gönüllü gitti ve orada 01.04.2009 orada şehit oldu. 

Samsunda 29 Mayıs 2015 tarihinde, görevi başında uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden göğüs cerrahı Opr. Dr. Kamil Furtun da görev şehitleri kervanına katıldı.

Ispartamızda 07.12.2009 tarihinde Sütçülerden görevden dönerken hayatını kaybeden çevre sağlığı teknisyeni Hasan Sertkaya kamu görevi icra ederken şehit düşmüştür.

Yine Ispartamızda Yalvaç İlçemizden sağlık memuru Erdal Kutlu arkadaşımız hasta nakli esnasında 07.12.2009 da geçirdiği trafik kazasında şehit olmuştur.

Vodafone Arena Stadyumu'nun hemen yanında meydana gelen bombalı terör saldırısında 30'u polis 38 kişi şehit oldu. Bunlardan biri de kendi çocuğumuz Polis Memuru Durmuş Öcal dır.

Zeytindalı harekatı kapsamında şehit olan Türk Tarım Orman Sen Isparta Şube başkanı Hilmi Yılmaz ın oğlu Uzman Çavuş Ali Yılmaz ı da bura rahmetle minnetle yad ediyorum.

Bu görev şehitlerimizin adları bir hastanede, sağlık tesisinde veya bir devlet kurumunda yada bir cadde de bizlere hatırlatma yapıyor. Bu  cennet vatana neden kurban oldukları ile ilgili olarak

Bu uyarıları almamızı sağlayan bu isimleri bu yollara tesislere veren idarecilerimize teşekkürler ediyorum. Yazmaya kalksak daha onlarca, yüzlerce yazmamız, anlatmamız gerekiyorsa saatlerce anlatmamız mümkün.

 "Yüzyıllardan beri Doğu’nun kaynaklarına göz diken emperyalistlerin hedef tahtasındaki ülkemiz, bir büyük saldırı ile daha karşı karşıyadır.

Yaklaşık 30 yıldır, yavaş yavaş, merhale merhale yurdumuzu kuşatan şer güçler, maşa olarak kullandıkları terör örgütleri yoluyla Türk milletini yıpratmak, zayıflatmak, son darbe ile yok etmek ve tarih sahnesinden silmek üzere ortaya koydukları planlarını devreye sokmuşlardır.

Milletimiz ve binlerce yıldır sayısız şehidimizin kanıyla sulayarak vatan yaptığımız bu topraklar, hainlerin, bebek katili terör örgütlerinin, eli kanlı milletlerin yaktığı ateşle çepeçevre sarılmıştır.

Bundan yüzyıl önce olduğu gibi bugün de milletimiz bir varoluş mücadelesi ile karşı karşıyadır.

Yakın coğrafyamızda olup bitenlere bu gözle baktığımızda, asıl hedefin Türkiye Cumhuriyeti ve Türk milleti olduğunu görmek çok da zor değildir.

Nasıl ki, Kurtuluş Savaşı’nda Yunan kisvesi altında yedi düvelle savaştıysak bugün de YPG/PKK kılığına girmiş, yanı başımıza çöreklenmiş ve boğazımıza sarılmak için fırsat kollayan kahpe emperyalist güçlerle savaşmaktayız.

Bu nedenle Sakarya, Dumlupınar, İnönü bizim için ne anlam ifade ediyorsa, El Bab, Afrin, Münbiç, Sincar ve Kandil de aynıdır. Teröristlerin ellerindeki silahlara baktığımızda, düşmanın kim olduğunu görüyoruz.

Şundan eminiz ki, Allah’ın izni ile biz bu oyunu bozacak, bu kuşatmayı yaracak, Müslüman mahallesinde salyangoz satmaya, ensemizde boza pişirmeye, bizlere bedel ödetmeye çalışanlara hadlerini bildireceğiz.

Hepimiz birer Mehmetiz, birer askeriz; bütün hainlere, yedi düvele yeteriz. Birkaç çapulcuyu maşa olarak kullanıp, Türk’e diz çöktüreceklerini sananlar bilsin ki, her bir askerimizin sinesinde 80 milyon yürek atıyor. Türk askerinin ayak sesleri, dünyanın dört bucağında tarihin her döneminde düşmanın uykusunu kaçırmıştır, bu gün de farklı değildir.

Gelsinler; tanklarıyla, toplarıyla, bütün teknolojileriyle, hile ve desiseleriyle gelsinler. Bütün maskelerini çıkarıp gerçek yüzleriyle gelsinler; ak koyun kara koyun belli olmuştur. Bizim mahallemizde Türk’e rağmen, Türk’e karşı oyun kurmaya kalkanlar bilsinler ki, bizim vatanımızın sınırları masa başında cetvellerle değil, cephede kanla çizilir.

Dost düşman, yedi düvel iyi işitsin;

Biz, Türkü ile Kürdü ile, Lazı, Çerkezi, Arap’ı ile bir ve bütünüz.

Kimseyle bir derdimiz, kimseye bir düşmanlığımız yok ancak bizimle derdi olan, Devletimizin, milletimizin birliğini yok etmeye çalışanlarla görülecek bir hesabımız var.

Sanılmasın ki, Türk Ordusu yalnızca silah altındaki askerlerimizden ibarettir.

Ordu- millet derler bize, 80 milyon askerimiz var.

Şehitlerimiz var, yüreğimiz yanıyor.

Gazilerimiz var, içimiz sızlıyor.

Ama kahraman askerimizin kanı ile canı ile bu topraklarda yeni bir gelecek kuruluyor.

Biz Türkiye Kamu-Sen olarak 500 bin üyemizle, duamızla, varlığımızla, ruhumuzla ve bütün benliğimizle askerimizin yanındayız.

Çünkü biz ekmek kavgamızın önüne vatan sevdası koymuş bir sendikayız.

Çünkü biz bizim ilkemiz önce ülkemiz diyen bir sendikayız.

Binlerce yıldır, varlık mücadelesi içinde vurula vurula, kırıla kırıla, eksile eksile bugünlere gelmiş, tarifsiz acılar çekerek, hesapsız bedeller ödeyerek bu toprakları yurt tutmuş bir milletin evlatlarıyız.

Bu yolda yurdu yaşatmak için can veren, gelmiş geçmiş bütün kahramanlara Allah’tan rahmet, gazilerimize acil şifalar diliyoruz.

Bilinsin ki, bundan sonra kimseye verilecek bir karış toprağımız yok.

Ölmek var, dönmek yok. Allah var, gam yok

Sağlıkta şiddetin cinayete dönüştüğü öğünden bugüne neler değişti diye bakacak olursak ne yazık ki göreceğimiz sadece şiddetin artmış olduğu gerçeğidir.  Doktorların görev başında katledildiği,

Ambulansların ve 112 istasyonlarının kurşunlandığı, doktorların bıçaklandığı, hemşirelerin tartaklandığı, hastanelerin gruplar halinde basıldığı ve amirlerin sürekli olarak mobbingi çoğalttığı şiddet ortamı ne yazık ki artarak devam etmektedir.

Dr. Ersin Arslan’ın ölümünün ardından alınan bazı tedbir ve düzenlemelerin içerisinde olan beyaz koda göre resmi olarak bildirimi yapılan ortalama günlük şiddet vakası sayısı 31’dir.

Şiddet uygulayanın tutuklu yargılanması gibi düzenlemeler ise uygulamada hayata geçmemiştir. Kısacası dayak yine atanın yanına kar kalmıştır.

Şiddeti tedavi yöntemi olarak benimseyen ve sağlık çalışanını darp ederek sağlık kurumlarında işinin görüleceğini düşünen hastalıklı zihniyet gün geçerek çoğalmaktadır.

Türk Sağlık-Sen olarak son yaptığımız memnuniyet araştırmasında “ Çalıştığınız kurumunuzda şiddete karşı yeterli güvenlik önlemi alınıyor mu ? ' sorusuna çalışanları sadece yüzde 10.5’i evet cevabını vermiştir. Yüzde 49,6’sı güvenlik önlemlerinin alındığını ancak yetersiz olduğunu, Yüzde 39,9’u da güvenlik önleminin alınmadığını belirtmiştir.

Tüm bu rakamları değerlendirdiğimizde ortaya çıkan tek sonuç ise sağlık çalışanlarının can güvenliğinin tehlikede olduğudur. Sağlık çalışanları can kurtarmak için çalışırken hayatlarından endişe duyarak hizmet vermektedirler. Bugün eve sağlam dönebilecek miyim tedirginliğini hergün yaşamaktadırlar.

 Bunun yaptığı tahribatın hesabını kim nasıl verebilecektir ?  Büyük bir ayıp olan bu trajedi sonlandırılmayacak mıdır? Sağlık çalışanları için güvenli bir çalışma ortamı  hayal olarak kalmaya ne zamana kadar devam edecektir.

Çözüm geciktikçe sağlıkta şiddet artmaktadır. Ağır cezalar ve caydırıcı tedbirler bir an önce alınmalıdır.

Sağlıkta şiddet sadece kamu görevlisini darp olmaktan çıkarılarak, kamu hizmetini engelleme, vatandaşın sağlık hakkını kullanmayı engelleme ve bunun sonucunda insan hayatının riske atılması gibi suçların da cezası olmalıdır.

Tutuklu yargılama gibi caydırıcılığı olan bir diğer unsurda  hayata geçirilmelidir.

Ayrıca sağlık çalışanlarına şiddet uygulayanların kamu sağlık hizmetlerinden belli bir süre bedel ödeyerek yararlanması ile ilgili de bir düzenleme yapılmalıdır. Bu kişiler sağlık hizmetlerinden yararlanmak için ceplerinden para ödemelidir.

Sağlık çalışanlarının şiddetin en aza indirilmesi adına bekledikleri  bu düzenlemeler hayata geçirilmelidir. Bu konuda artık ciddi adımlar atılmalıdır. Sabrımız kalmamıştır.  Güvenli çalışma sağlık çalışanlarının hakkıdır.

Türk Sağlık-Sen olarak şiddete maruz kalan kamu çalışanlarımızı bir kez daha hatırlatıyor ve sağlıkta şiddet sona ERSİN diyoruz.” dedi

 

 

 

 

 

 

 

Kaynak: Editör:
 
Etiketler: “Sağlıkta, şiddet, sona, ersin, diyoruz”,
Yorumlar
Bizim Gazete
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Isparta
Gök Gürültülü Sağanak Yağışlı
Güncelleme: 20.06.2019
Bugün
14° - 27°
Cuma
14° - 28°
Cumartesi
14° - 28°
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Isparta

Güncelleme: 20.06.2019
İmsak
03:41
Sabah
05:29
Öğle
13:04
İkindi
16:57
Akşam
20:30
Yatsı
22:10
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı